(Uyusaydı, eminim, çok güzel rüyalar bekliyo olucaktı onu ama o oturup bunları yazıyodu... )
Onun hiç "ailem beni anlamıyor", "çok sorunlu bi çocukluğum oldu", "evcil hayvanımı belediye zehirledi" veya "sevgilim beni anlamıyor" gibi yakınmaları olmadı. Üzüldüğünde veya güldüğünde herkes sonradan duydu, zaten kimsenin bilmesini de istemezdi.
Kalemi ve kağıdı vardı, bi de aklındaki notaları. Yazardı, çizerdi, silerdi ve yine yazardı; her şeyi yazardı.. Neler yazardı? Biraz garip bi yazardı. Üstelik bi de çizerdi, hayali karakterleri vardı -çünkü kendine pek kahraman seçemezdi- ruh verip konuştuğu, silgisiyle kanını çektiği vücutlarından.
Bi de müzik, kaç tane grup kurduğunu,kaç gruba protez olduğunu o da bilmezdi; "benim istediğim bu değildi" der ve giderdi. Ne istediğine karar verdi ama vazgeçti, güzel olan güzel olduğu gibi kalmalıydı ona göre...
Kalemi ve kağıdı vardı, bi de aklındaki notaları. Yazardı, çizerdi, silerdi ve yine yazardı; her şeyi yazardı.. Neler yazardı? Biraz garip bi yazardı. Üstelik bi de çizerdi, hayali karakterleri vardı -çünkü kendine pek kahraman seçemezdi- ruh verip konuştuğu, silgisiyle kanını çektiği vücutlarından.
Bi de müzik, kaç tane grup kurduğunu,kaç gruba protez olduğunu o da bilmezdi; "benim istediğim bu değildi" der ve giderdi. Ne istediğine karar verdi ama vazgeçti, güzel olan güzel olduğu gibi kalmalıydı ona göre...
Güzel demişken, güzel anıları da olmuştu. Sahte dostları ve yalancı aşkları... Pek aşk kelimesini kullanmazdı ama aşık da oldu, sevdi, çok sevdi. Sanırım sevilmişti de ama bitti, sırf güzel olan olduğu gibi kalsın diye...
Daha önceden n'apardı? Evet tabi, bi sürü boş kitap okudu. Okumayı onlardan öğrenmişti zaten ama hiç birini anlamazdı yine. Kendini hep cahil veya beceriksiz hissettiği için okumaya devam eder, belirli bi sürede birden fazla şeyle uğraşır ama beceremediğini düşünüp vazgeçerdi.Felsefe, tıp, fizik, din... Doktrinler, nöronlar, fotonlar, kadere karşı satranç... Kadere inanmaktan sanırım bu zaman vazgeçti...
- Du bi dakika... Zaten inanmıyodu ki, ona inanması söylenmişti... Ve telkinle yaptığı tek şey buydu... -
Bi arkadaşı vardı, sahip olduğu ve olabileceği en iyi arkadaşı. Bi de bi forum ve forum gezmeleri... Ama gitmedi o,yerine arkadaşını gönderdi. Arkadaşı gitti ama dönmedi, Mehmet'in alevi o gün sönse de arkadaşının ki sönmedi.
Lisede bi sürü isim takıldı: kafein, nikotin, kamp ateşi, disiplin kurulu başkanı, çamur... Ama o en çok SoğukSiyah'ı sevdi, çünkü ona bu adı en yakın arkadaşı verdi, MaviAlev'i...
Bi de izcilik yaptı, oynadı, koştu, kaçıncı olmuştu? Galiba ikinciydi ama ödülünü almaya bile gecikmişti, lisede hep gecikmişti derslere falan. Her sabah uyandığında "bu gece erken yatıcam" der ama gece saat üçten önce yatmaz ve uyanamazdı sabah. Gerçi yirmidört saat uyumak da yetmezdi ona hiç...
Hiç ders çalışmadan liseyi bitirdi ama politika, ingilizce, arkadaşlık, sözcük kullanımı hakkında çoğu şeyi o zamanlar öğrendi. Das Kapital'i okudu, Pacesetter'ı okumadı (Amerikan İngilizcesi'ni kullanmazdı, kullanmayı sevmezdi), okul gazetesinde politik ve geyik karikatürler çizdi, bi tarafına batan kavramları yazdı. Çok şey edindi kendince ama tek kaybını en yakın arkadaşının başka bi şehre taşınmasıyla yaşadı...
İlköğretimden hep nefret etti, küfretmeyi de o zamanlar öğrendi. Bit kontrolleri, boş derslerde eve gönderilmemeler, sürekli kırılan kalem uçları, hiç hasta olmayışı veya ne zaman istediği gibi bi saç modeli olsa berbere gönderilmesi gibi şeyler yüzünden sadece gün saydı. Hep başka bi okula kaydını aldırmayı düşündü, sanki sıkıntıları geçicekmiş gibi, ama hep vazgeçti. Zirâ en yakın arkadaşı tek dayanağıydı bunlara karşı ve yanından ayrılmak istemiyordu, Mehmet'e, bi çeşit, ablalık ediyodu...
Nerde doğmuştu? 89'da bi sonbahar günü Eskişehir'de. Ama küçüklüğü hep başka başka şehirlere sürüklenerek geçmişti. Büyüdü ve kendi isteğiyle gezmelere başladı. Başka bi şehir derken başka bi ülkeye...
...
Yalanlarla geçti hayatı söylediği veya duyduğu ama hep pişman oldu. Sürekli kendine dert edicek bi şeyler aradı, deşti durdu; bulunca da kaçırmazdı hiç. Hep "burama kadar geldi de geçti" derdi ve damarlarından boşaltırdı dertlerin ama asla ölemezdi tamamen. Son onbeş günü kalmıştı ve artık emindi ölüme yakın olduğuna...
...Zirâ cehennemi hissediyordu; sandığından daha da soğuk ve siyahmış, üşüyordu...
...
Yalanlarla geçti hayatı söylediği veya duyduğu ama hep pişman oldu. Sürekli kendine dert edicek bi şeyler aradı, deşti durdu; bulunca da kaçırmazdı hiç. Hep "burama kadar geldi de geçti" derdi ve damarlarından boşaltırdı dertlerin ama asla ölemezdi tamamen. Son onbeş günü kalmıştı ve artık emindi ölüme yakın olduğuna...
...Zirâ cehennemi hissediyordu; sandığından daha da soğuk ve siyahmış, üşüyordu...

0 Vakâ:
Yorum Gönder
Kardeş, uyma sen ona...